Röportaj: Deniz Gökçer


En yeni komedi...


Tiyatro Kedi'nin yeni komedisi "Pazar Günkü Cinayet" terlik ve hırkadan, çılgın bir gösterişe geçiş yapan otuz yıllık bir evliliğin ve bütün bunlardan menfaat sağlamaya çalışan Michelle'nin öyküsünü anlatıyor.


Pazar Günkü Cinayet'i Wolfgang Ebert yazdı. Hale Kuntay Türkçeye çevirdi. Hakan Altıner 'in sahneye koyduğu oyunun, kostüm tasarımını Sadık Kızılağaç, dekor tasarımını Tuba Unat, yapımcılığını ise İpek Kadılar Altıner üstlendi.


Otuz yıllık karısının izni olmadan radyonun sesini bile açamayan kılıbık bir adam (Haldun Dormen), "öldürülen bir telekızın cinayet zanlısı" olarak aranırsa ne olur? Üstelik bu cinayete bir bakanın da adı karışmışsa; medyanın ve halkın büyük ilgisini çeken bu cinayetin tek katil adayı bu pısırık adam mı? Yıllar sonra nihayet kocası bir erkeğe dönüşen Bayan Ilse Zahn (Deniz Gökçer) cinayet zanlısı dahi olsa kocasını kahraman gibi görüp hayran bir aşığa dönüşürse ne olur. Tüm bu sorularımıza cevap almak için Tiyatro Kedi'de Deniz Gökçer ile buluştuk.


Bu aralar günleriniz nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz?

Bu sene benim çok yoğun geçiyor. İşte malum hem dizi devam ediyor hem de tiyatro başladı. Afife jale ödülleri nedeniyle jürideyim. Günlerim oldukça dolu geçiyor. Her şeye vakit bulamıyorum. Her şeye memnunum. Boş olmaktan çok daha iyi olduğunu düşünüyorum.


Şu anda tiyatro devam ediyor.


Kedi tiyatrosunun yeni oyununda ben oynamıyorum. Pazar Günkü Cinayet!te oynuyorum. Bildiğiniz gibi bir de dizimiz var. Unutulmaz ATV'de devam ediyor. Bu aralar dersler de veriyorum. Aslında veriyordum diyeyim. Daha doğrusu bunlar çok yoğun olunca biraz dersi aksattım.


Dizi ne zamana kadar devam edecek?


Kesin belli değil ama en azından temmuz un ilk haftasına kadar süreceğini biliyorum. Ondan sonra tatile mi girer yoksa tamamen mi biter orasını ben de iyi bilmiyorum. Ben yazın pek iş almam. Ama bu sene alacağım tuttu.  İyi de etmişim, kışın da devam etti. Reytingler yükselince , biliyorsunuz her şey reytinge bağlı. Ama bazen çok iyi tutacağını zannettiğiniz bir şey tutmuyor. Ya da bu iş olmamış dediğiniz dizilerde reytingler alıyor götürüyor. Bizim de tahminimizin üzerinde bir reyting aldı. Bu çalışmalar varken Hakan Altıner'den böyle bir teklif geldi. Ben de tiyatroyu özlemiştim. Peki dedim ve başladık. Eğitimlere bu nedenle ara verdim. Şuan da İstanbul'da Semiha Berksoy Vakfı'n da eğitim veriyorum.


Eğitimin aşamalarını öğrenebilir miyiz?


Şimdi başlarken diksiyon, güzel konuşma sanatı, kendini iyi ifade edebilme gibi konular ile başlıyoruz. Şimdi drama da veriliyor. Çocuk draması, çocuk koro eğitimleri, oyunculuk dersleri de verilecek. Şimdi giderek dersler çeşitleniyor. Talep çoğaldıkça ona göre biraz daha branşlar genişliyor. Bu vakfı Zeliha Berksoy kurdu. Her şey gayet iyi gidiyor.


Son dönemde özel tiyatrolar bu konulara çok eğildi. Siz bu konuda neler söyleyebilirsiniz?


Bu arada her şeyin iyisi kötüsü olduğu gibi muhakkak zayıf olanları  da var. Şimdi bu televizyon dizileri çoğaldı biliyorsunuz. Dolayısıyla oyuncuların da hiç olmazsa biraz olsun eğitim görmüş olmaları önemli. Onun dışında oyuncu olmayan kişiler için de kendini ifade etmeleri çok önemli. Güzel konuşma önemli ama maalesef iyi diksiyon alan kişi sayısı azaldı. Çeşitli yerlerde o kadar yanlış vurgular var ki Türkçe hep yanlış kullanılıyor. Tabi bu yalnız oyuncular için değil herkes için geçerli.


Pazar Günkü  Cinayet oyunundan biraz bahseder misiniz?


Polisiye bir komedi. Bana da oldukça aykırı bir tarz. Hatta ilk teklif geldiğinde, Allah Allah acaba bana niye bunu düşündüler, dedim. Ama çok memnunum. Çünkü benim çok dışımda bir karakter oynadım. Komediyi çok severim ve hep komedi oynamak isterdim. Klasik komediler çok oynadım. Ama bu daha hafif bir komedi. Haldun beyle oynuyoruz. Haldun Dormen'le olması da çok hoş tabii. Çok şeker bir kadromuz var. Hepsini çok seviyorum. Kendini mucit sanan bir eş, koca biraz daha yaşlıca kadına göre. Bundan dolayı hep aşağılanmış ve hor görülmüş. Bütün icat ettiği şeylerin hiçbiri kabul görmemiş. Günün birinde kocasının adı cinayete karışır ve eyvah benim kocam ,der. Aslında bu eyvahın bir güzelliği var. Yani ,benim kocam demek bu kadar güçlü bir erkek, cinayette işleyebiliyor, aman benim kocam neymiş de ben onu tanımıyormuşum ,gibi bir düşünce ortaya çıkıyor. Deniz Türkali 'nin oynadığı çıkarcı bir teyze kızı var. İki kadın birleşip bundan nasıl menfaat sağlarız diye düşünüyor. Nitekim medya yoluyla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Kocasına karşı bir hayranlık başlıyor. Kocasına aşık olduğunu düşünüyor. Tabi sonu çok büyük bir sürprizle bitiyor. Oda artık seyredenlere kalsın. Çok hoş ,eğlenceli bir oyun.


Ne tarz yemekler yapıyorsunuz?


Çok zor sarma, dolma gibi yemekler yapmam. Pratik olan börek tarzı şeyler yapıyorum. Pilavım çok meşhurdur. Kızları eskiden kahve ve pilavla denerlermiş, aile kızı istemeye gidince, bakalım nasıl yapacak diye.


Örneğin BKM tarzındaki yerler sayesinde gençler oyun yazıyor. Siz bu konuda neler söyleyebilirsiniz?


Bazen televizyonda seyrediyorum. Çok yetenekli çocuklar var. Yılmaz Erdoğan'ın böyle çalışmalar yapması onları teşvik etmesi çok hoş. Türkiye'de kadınların tiyatro sahnesine çıkmasının yolunu açan ilk kadın tiyatrocu Afife Jale'nin adına verilen tiyatro ödüllerinin jürisi arasında ben de varım. Jüri üyeliğim nedeni ile çok fazla oyun seyrettim. Sinema salonu az deniyor;ama İstanbul'da çok fazla salon var.  İdealist gençler televizyondan aldıkları paraları tiyatroya veriyorlar. Küçücük salonları tiyatro haline getiriyorlar. Hakikaten onları çok takdir ediyorum. Bu arada onların içinde çok yetenekli gençler var. Dediğim gibi her şeyin iyisi kötüsü var. Çocuklar tabi orada hep böyle küçük küçük konuşuyor, küçük sesle konuşuluyor, diksiyonları düzgün. Peki bu kadar yetenekli çocuklar bugün çok büyük bir sahneye çıksa acaba sesini nasıl ayarlayacak. Özel tiyatrolarının üstüne çok büyük görev düşüyor.  


Bu yaz tatil planı  var mı?


Geçen sene uzun bir süreden sonra ilk defa tatil yaptım. Çok sevdiğim denize iki gün girebildim. Bu yaz çok istiyorum. Bakalım nasıl olacak. Çeşmede bir evim var. Yaklaşık yirmi iki yıldır yazları hep oraya gideriz. Eşimi kaybedeli sekiz yıl oldu. Eskiden daha sık giderdik. Oğlum Amerika'daydı, şimdi ise askerde. Bugün akşam geliyor askerliği bitiyor.  


Süt  ürünleriyle aranız nasıl? Kullandığınız Yörsan ürünleri var mı?


Ben Yörsan'ın tava yoğurdunun zaten müptelasıyım. Anneme de devamlı onu yediriyorum. Yağlı maalesef; ama ondan güzeli yok. İşin kötüsü kaymağına bayılıyorum. Yememek lazım ama kaymağını ben kendim alıyorum. Annem için az yağlı peynirlerinizden alıyorum.