Aslında karkas son olarak kendi içinde ayrılıyor. Bunlardan en değerli bölümlerden biri bonfile bölümünden oluşuyor. Üç yüz kiloluk bir hayvanda iki kiloluk bir bölümü oluşturan bonfile, haber kanallarında farklı yansıtılıyor. Bonfilenin kilo fiyatı et fiyatı gibi ekranlara yansıtılıyor.
Son dönemde et ile ilgili birçok konu yazıldı, çizildi. Son olarak et ithalatı konusunda bazı adımlar atıldı. Biz de bu alanda çalışan, Kayseri'de bulunan Saray Çiftliği'ne konuk olduk. Saray Tarım Hayvancılık A.Ş'nin Genel Müdürü Fevzi Topal'a konu ile ilgili sorularımızı yönelttik.
Saray çiftliğini biraz anlatır mısınız? Türkiye'nin besi ağırlıklı en büyük işletmelerinden birisiyiz. Hali hazırda üç bin başlık damızlık işletmemiz bulunuyor. Burası on yedi bin baş kapasiteye sahip bir çiftlik. Yaklaşık olarak bin adet sağılan hayvanımız var. Otuz ton, günlük süt üretimimiz var. Besi olarak her ay yaklaşık olarak iki bin baş hayvan kesiyor ve yerine iki bin baş hayvan alıyoruz. Hayvanların ihtiyacı olan kaba yemin tamamını kendimiz üretiyoruz. On altı bin dekar tarım arazimiz var. Burada yıllık olarak on bin ton kuru ot, altmış bin ton da mısır üretimi yapıyoruz. On altı bin dekar arazinin tamamı sulanabilir. Oradan elde ettiğimiz ürünleri kendi hayvanlarımıza yediriyoruz.
Et fiyatları diyor ve sözü size bırakıyoruz.
Son dönemde et fiyatlarıyla ilgili hem yazılı medyada hem görsel medyada birçok haber yazıldı. Bilimsel bilgilerle örtüşmeyen bir haber kirliliği var. Bu aşamaya gelinceye kadarki safhayı değerlendirmekte yarar var diye düşünüyorum. Et sığırcılığında, yani besicilikte 1994 yılından 2009 yılının haziran ayına kadar,maalesefse hindi fiyatlarında %100'ün üzerinde artışlar olmasına rağmen et fiyatlarında %4 lük artışlar oldu. Geriye doğru beş yıllık süreç içerisinde üretici de besici de bu işin diğer bir ayağı olan et sanayicisi de para kazanmadı. Sürekli olarak zarar etti. 2008 yılının Kurban Bayramı'ndan sonra, sürekli zararlar nedeni ile insanlar işletmelerini küçültmek zorunda kaldılar veya kapatmak zorunda kaldılar. 2008 yılının Kasım ve Aralık ayından, 2009 yılının Haziran ayına kadar olan devrede üretici besilik materyalini besi işletmelerine koymadı. İşletmeler boş kaldı. Boş kalan işletmelerden çıkacak olan materyalin normalde altı aylık, yedi aylık besi devresinden sonra piyasada olması gerekiyordu. O devrede piyasada ürün olmadığı için fiyatlar yavaş yavaş yükselmeye başladı. 2009 yılındaki hava şartlarının, iklim şartlarının çok iyi geçmesi sonucu fiyatlarda %30 düzeyinde bir gerileme söz konusu oldu. Bunu bir fırsat olarak görenler, işletmelerini kapatan veya kapasitelerini küçülten üreticiler yılların vermiş olduğu zararın miktarını telafi edebilir miyiz düşüncesiyle 2009 yılının Haziran ayından sonra besilik materyal koymaya başladılar. Tabii bu esnada canlı hayvan materyallerinin fiyatları yükselmeye devam etti. Erzurum, Kars, Ardahan gibi yörelerde döküm mevsimi olarak addetmiş olduğumuz eylül, ekim, kasım aylarındaki fiyatlar önceki yıla oranla %50 düzeyinde artmıştır. Bu artışla birlikte, buna paralel olarak, et fiyatları da artmıştır. Tabii besiciler o devrede birlikte alım yaptıkları için canlı materyal bulmakta sıkıntı yaşamaya başladı. Bu da artışlara etken oldu. Biraz da onun etkisi var artışlarda.
Sanıyorum damızlık materyalde de sorunlar oldu?
Piyasadaki düzen bu şekilde devam ederken damızlık ayağında da problemler oluştu. 2007, 2008, 2009 yılının Haziran ayına kadar süt fiyatları maliyetinin altında seyretti. Besici gibi damızlıkçı işletmeler de bu zararlara katlanamayıp ya işletmelerini küçültmek zorunda kaldılar veya kapatmak zorunda kaldılar. Resmi verilere göre dört yüz bin civarı dişi damızlığın kasaba girdiği söyleniyor. Ben bu rakamın bir milyondan aşağı olduğunu sanmıyorum. O devrede süt fiyatlarının taban yapması sonucu damızlıkçı işletmelerimizin çoğu elindeki damızlıklarını kasaba gönderdiler. Şimdi burada bir kayıp da bu şekilde oluşmuş oldu. Neticede besi materyallerinin temeli damızlıkçı işletmelerde yetişen yavrulardan oluşuyor. Bunların erkekleri besi materyali olarak besicilere gidiyor. Dişileri ise damızlık işletmelerine gidiyor veya suni yemleme de kullanılıyor. Buradan kaynaklanan bir sorun oluşmaya başladı. Diğer bir önemli nokta kırmızı et üretiminin yaklaşık olarak %20'sini sağlamış olduğu koyunculukta büyük dalgalanmalar oluştu. Yani 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan aşırı kuraklık nedeni ile koyuncularımız ellerindeki damızlıklarını kasaba gönderdiler, sattılar ve küçüldüler. Yani 80'li yıllarda mevcut olan otuz beş milyon baş koyundan bugün on altı milyon koyuna inildi. Böyle olunca kırmızı etin önemli bir kalemi olan koyunculuktan gelen et miktarı da ister istemez düştü. Yani buradaki kayıp belki yüz bin ton, belki iki yüz elli bin ton olabilir. Tüm bunların sonucunda et fiyatları gerçekten de hızla yükseleme devam etti.
Et Balık Kurumu devreye girdi sanıyorum.
Karkas fiyatının olması gereken rakamı 14 TL idi. Ama fiyat durmadı. Bunu gören hükümet artan et fiyatlarının ucuzlatılması için veya olması gereken fiyatlara çekilmesi için bazı tedbirler alması gerektiğini vurgulayarak Et Balık Kurumuna bir görev verdi. Piyasayı regüle etmesi açısından hem canlı hayvan hem de et ithalatı için çalışma yapmasını istedi. Bu söylenti çıktığında üreticide bir telaş oluştu. Elindeki materyali bir an önce çıkartıp ithalat sonrası oluşacak fiyatlardan zarar görmemesi için piyasaya elindeki hayvanlarını vermek için bir çaba içerisine girdi. Tarım Bakanlığı et fiyatlarındaki yükselişin nedeni olarak piyasada fiyat diktatörleri olduğundan söz etti. Mevcut mallarını vermediklerini, fiyatı bunların yükselttiği gibi bir düşünceleri vardı. Ama bu doğru değildi. Çünkü besi materyali besisini tamamladıktan sonra işletme içerisinde fazla tutulamaz. Bu sürekli olarak zarara neden olur. Besici en fazla bir ay bunu elinde tutabilir. Bir spekülasyonun yapılmış olmasını bizler üretici olarak kabul etmiyoruz. Yine sanayici aynı şekilde üç bin ton, beş bin ton, on bin ton eti stoklama yapamaz. Bir ton etin kilogramının 15 TL olduğunu düşünürseniz beş bin, on bin ton etin maliyetini siz düşünün.
Buna da kimsenin gücü yetmez. Birçok etçi piyasadan silindi. Bu yükü taşımak istemediler.
Bugün hangi aşamaya geldik?
Canlı materyal olarak veya etin ithalinin yapılması kararından sonra Et Balık Kurumu çok alelacele bir karar aldı. Dışarıdan dört ülkeden hayvan getirilmesiyle ilgili bir ihale açtı. Bu hayvanların teslimiyle ilgili on günlük bir süre verildi. Bu da çok kısa bir zaman dilimiydi. Bu kadar kısa süre içerisinde hayvanların buraya getirilip teslim edilmesi hayli zordu. Daha sonra rekabet şartları oluşmadığından dolayı ihaleler iptal edildi. O ihalelerin ardından mayıs ayının yirmisinde ikinci ihalenin yapılacağı söylendi. Sürenin on günden elli güne uzatılacağı söylendi. Dediğim gibi yetiştirici büyük bir telaş içersinde ne olacak diye düşünüyor. Çünkü besiye almış olduğu materyali çok pahalıya aldı. O gün için fiyatlar öyleydi o şekilde aldı. Et fiyatları ise sadece bu söylentinin ardından yaklaşık olarak 3 TL civarında düştü. Yani karkas fiyatlarından bahsediyorum. Bugün artık öyle bir noktaya geldik ki fiyatlar daha aşağıya gittiği takdirde üretici bundan ciddi zarar görür. Maliyetlerle ilgili hesabın iyi yapılarak sınır veya eşit fiyatın çok iyi belirlenmesi gerekir. Halihazırda olan fiyatlarda bir, iki liralık bir indirim üreticiyi yok eder. Onun için bence ihaleyle ilgili karar mutlaka durdurulmalı. Çünkü bu ithalat lafı bile et fiyatlarındaki aşırı fiyatlandırılan kısmı sildi attı zaten. Üretici bir daha da bu işler ile hiç uğraşmaz. Bir milyon ton eti ithal ederek tüketicimize yedirmemiz mümkün değil. Onun için mutlaka üreticinin korunması açısından Et Balık Kurumu canlı hayvan ithalatını derhal durdurmalıdır.
Et Balık Kurumu piyasadaki düzenleyici olan görevini yerine getirmeli. Belirlenecek eşit fiyatın üstünde bir fiyat oluşumu durumunda piyasadan et toparlamalı. Bu yapılmadığı takdirde gerçekten şu anda telaş içerisinde olan üreticiler hayvanlarını altında değerlere kesti. Ama kestirdiği hayvanın yerine hayvan alamadı. Şu anda hayvanını satan işletmeler boş. Yine yedi ay sonra bir karmaşa yaratacak bu durum. Bir de tabi bu aşamaya gelinceye kadar Et Balık Kurumu'nun çok büyük hataları oldu. 13,5 TL olan fiyatı bir ay gibi bir süre içerisinde 14,5 TL'ye sonrasında 15Tl'ye çıkarttı. Ayrıca yağsız kesimlerin yapılması gerektiği halde Et Balık Kurumu yağlı kesim yaptı.
Şimdi tabi piyasadan et almak için sürekli fiyatlarla oynadığı içinde Et Balık Kurumu bir noktada bu fiyatların yükselmesinde sanki aracı rolü oynadı.
