Anadolu yakasının incisi...
Tamamı deniz mahsullerinden oluşmuş zengin mönüde denize ait ne varsa bulabiliyorsunuz. Bilindik balıkların ve diğer deniz ürünlerinin farklı pişirilme yöntemleri ile sunumu, damak zevkinize olduğu kadar göz zevkinize de hitap ediyor.
Villa Bosphours Beylerbeyi İstanbul Boğazının Anadolu yakasında Beylerbeyi semtinde denize sıfır iki katlı yalıda 1999'dan beri hizmet veriyor.
Villa Bosphorus konuma itibari ile boğazın en güzel manzarasına sahip. Bahçesinde tarihi ağaçları, peyzajı ve tarihi yalısı ile göz kamaştırıyor. Villa Bosphorus Beylerbeyi'nin mutfağında, günlük her çeşit taze balık misafirlerin beğenisine sunuluyor. Küçük balıklarıyla iddialı olan restaurant zengin meze çeşitlerinin yanı sıra her tür balığın da yer aldığı geniş bir menü sunuyor. Restaurant özellikle istavrit, hamsi, tekir gibi küçük balıklarda iddialı. Konuklar tarafından büyük beğeni toplayan zeytinyağlı mezeler, fener kavurma, ahtapot salata ve hamsi soslu deniz börülcesi mekana girildiğinde denenmesi gereken tatlardan birkaçı. İlkesi; kaliteyi her zaman uygun sunmak olan restauranta ulaşım karadan yapılıyor. Denizden gelecek müşteri için iskelesi mevcut.
Bu tarz mekanlar genelde herkesi kendine çekmez. Bunun nedeni fiyat yapılarından kaynaklanmaktadır. Ama bu restaurantta durum farklı. Kaliteli ve hesaplı fiyat yapısı ile farklı bir hizmet anlayışına sahip olan Villa Bosphours Beylerbeyi müşteri portföyünü her gün daha da genişletiyor. Kışlık salonları iki yüz elli kişilik olup yazlık bahçesi üç yüz kişiye hizmet verebiliyor. Spesiyalleri arasında tuzda balık, sultan mantısı, körü ahtapot salatası ve dondurmalı irmik helvası bulunuyor. Servis gündüz 12.00 ile gece 01.30 arasında veriliyor.
Villa Bosphorus Beylerbeyi bahçesi ile birlikte 2000 metrekarelik alanda kurulmuş Osmanlı'dan kalma bir yalı. Olabildiğine geniş tutulmuş iç mekanı, Boğaz'ın tüm ihtişamını gözler önüne seren, her iki köprüyü rahatça görebilecek konumdaki bahçe, günün yoğun temposundan sizi başka bir yerlere götürüyor. Sadece tatil günleri veya akşamları gidilen bir yer değil burası. İş yemeklerinizi veya öğle tatillerinizi değerlendirip lezzetle buluşmanızı sağlayan bir mekan. Ayrıca buranın eşi olmayan bir özelliği daha var. Normalde balık lokantaları çok ciddi, bazen insanı sıkıntıya sokan mekanlardır. Bu restaurantın hem iç mekanı hem de bahçesi müşterilerine daha fazla yaşam alanı sunuyor. Bahçesinde rengarenk çiçekler bulunan mekanın personeli oldukça profesyonel. Sizin rahat etmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar. Yine buraya özgü konulardan biride ,kahvaltı veriyor olması.Balık lokantalarında görülmeyen bir hizmet. Cumartesi ve pazar sabahları lezzetli bir kahvaltı yapmak isterseniz size boğaz manzaralı bu
restaurantı tavsiye ediyoruz. Basit bir açık büfeyle kahvaltı yapmak istemiyorsanız Villa Bosphorus Beylerbeyi size serpme köy kahvaltısı sunuyor. Kahvaltı; peynir çeşitleri, zeytin çeşitleri, reçel çeşitleri, salam, bal, tereyağı ve kaymaktan oluşuyor. Ayrıca genelde kahvaltılarda standart olmayan artı ücretleri olan yumurtalı veya ızgara sucuk, haşlama sosis, sigara böreği de bu standart kahvaltı içerisinde yerini alıyor. Ekmek seçeneklerinin olduğu kahvaltıda, portakal suyunuz ve sınırsız çayınız ikram ediliyor. Bu kahvaltının bedeli ise sadece yirmi beş lira.Mekanı gördüğünüzde ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Bu mekanın mönüsünü veya hizmetlerini bilmesek sadece manzara izlemek için bir saatliğine bu ücreti öderdik.
Restaurant sade ögelerle renklendirilmiş. Dekorasyonunda krem ve yeşil rengin ağırlığı hissediliyor. Denizle aranıza hiçbir ayrıntının girmediği mekanda kullanılan aksesuarların restoranın bütününe yayılan zarafetle uyumuna özen gösterilmiş. Mekanın tasarımında doğal yapının bozulmamasına özen gösterilirken ahşabın etkisi taş mekanlarda kullanılan mermer ile yoğunlaştırılmış. Yalı orijinalitesi bozulmadan günümüze aktarılırken bahçesi ve doğal bitki örtüsünün korunması da sağlanmış. Tamamı deniz mahsullerinden oluşmuş zengin mönüde denize ait ne varsa bulabiliyorsunuz. Bilindik balıkların ve diğer deniz ürünlerinin farklı pişirilme yöntemleri ile sunumu damak zevkinize olduğu kadar göz zevkinize de hitap ediyor.
Boğaz'ın Anadolu yakasında sayıları gün geçtikçe artan balık restoranları arasından kaliteli sunumları ve unutulmaz lezzetleri ile sıyrılan iki kardeş mekan var. Bunlar Villa Bosphorus Beylerbeyi ve Deniz Yıldızı her iki mekanın işletmecilerine baktığımızda aynı isimlerle karşılaşıyoruz. Ayhan ve Kemal Yıldız kardeşler ile Suat Askeroğlu. Lezzet ve kalite fikrinden yola çıkan üç ortak şimdilerde geriye baktıklarından doğru işlerin sonucunda başarıyı yakaladıklarını görüyorlar.Villa Bosphorus Beylerbeyi, bahçesine oturduğunuzda bir tarafınızda Beylerbeyi Sarayı'na komşuluğu nedeniyle ihtişamlı Osmanlı tarihini, diğer tarafınızda derin bir nefes alarak havasını ciğerlerinize doldurduğunuz, sizi doyulmaz bir manzaranın içine çeken eşsiz İstanbul Boğazı´nı yaşadığınız eski bir Osmanlı yalısı. Mekan günümüze uyarlanan restorasyonuyla, zengin çeşit ve lezzetteki menüsüyle, geçireceğiniz en keyifli gündüz ve gece için bulunmaz bir adres.Mekanın bulunduğu Çengelköy'de önemli tarihe sahip yerlerden biri. Çengelköy'den bahsetmeden geçmek olmaz.
Çengelköy İstanbul'un Üsküdar ilçesi sınırları içinde Boğaziçi'nin Anadolu yakasında Vaniköy ile Beylerbeyi arasında bulunan ve genelde İstanbul'un yüksek gelirlilerin oturduğu en lüks ve pahalı semtlerinden biridir. 1960'lara kadar çoğunlukla Rumların oturduğu bir Boğaziçi köyüydü. Bugün de geleneksel Boğaziçi yaşantısının izleri görülmektedir. Boğaz'ın incisi de diyebiliriz. Geçmişte diğer pek çok Boğaziçi semtinde olduğu gibi Çengelköy'de de sebze ve meyve yetiştirilirmiş. Çengelköy'ün salatalığı, kirazı, ve ayvası oldukça lezzetli ve meşhurdur. Semtte bugün artık pek kullanılmayan Aya Yorgi adında bir Rum kilisesi vardır. Abdullah Ağa Yalısı ve Sadullah Paşa Yalısı Çengelköy'deki önemli yalılardır.
Ayrıca Çengelköy'de çekilen ve unutulmayan diziler arasında adından söz ettiren Süper Baba 1993 ve 1997 yılları arasında beğeniyle izlendi. Bu dizi sayesinde Çengelköy'ü bilmeyen insanlar da bu semti araştırmaya başladı.
Çengelköy'e ilk olarak Protos Diskos denmiş. Protos Diskos, Birinci Koy anlamına gelmektedir. Milattan sonra 5. yüzyılda Iustianos ve Theodora hükümdarlıkları zamanında Ayios Yeoryios kilisesinin bulunduğu noktada, eski ve o zamanın akışı ile terk edilmiş harabe bir krallık sarayı bulunuyormuş. İmparatorice Theodora ve Iustinianos manastır hayatını seven insanlar olduklarından, bu harabe krallık sarayını onartarak manastır haline getirmişler. İlerleyen dönemlerde Çengelköy farklı isimlerle anılmış.
Çengelköy ile ilgili rivayet çok. Gerçekten burası için anlatacak çok hikaye ve konu var. Biz konumuza Villa Bosphorus Beylerbeyi'ne geri dönelim. Buraya daha önce hiç gelmediyseniz mutlaka görmenizi ve lezzetlerine ortak olmanızı tavsiye ediyoruz.
